<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Petit&#39;s</title>
        <description></description>
        <link>http://petitbeurre.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 05:26:31 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>bir kadın-2</title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/bir-kadin-2_20945341.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/bir-kadin-2_20945341.html</guid> 
            <description>Bir kadın...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Bir akşamdı...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;i&gt;Belki bir şarkının her sesinde&lt;br /&gt; Belki bir sahil meyhanesinde&lt;br /&gt; Belki de bitmeyen gecelerin sonundasın&lt;/i&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Şehrin nabzını tutmamıştı nicedir.. Denizin vapuru sağa sola s&amp;uuml;r&amp;uuml;kleyişini, ailecek &amp;ccedil;iğdem &amp;ccedil;itlenen akşamları, denizin bok kokusuyla karışan 'S&amp;uuml;t darıııı' kokusunu...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Oysa hep geldiği yerdi. Ama hep başkalarıyla gelmişti. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;i&gt;Bir yıldız g&amp;ouml;kte kayip giderken&lt;br /&gt; Islak bir yolda yalnız y&amp;uuml;r&amp;uuml;rken&lt;br /&gt; Bambaşka bir şeyi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;rken aklımdasın&lt;/i&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; 'İnsan kendini &amp;ouml;zlermiş en &amp;ccedil;ok' dedi i&amp;ccedil;inden. En &amp;ccedil;ok kendine ihtiyacı vardı belki de..&lt;br /&gt; Ne vefalıydı kendisi aslında. Kendisine ait bir &amp;ccedil;ok şeyi sevmese de ruhu bedenindeydi işte. Hep onunlaydı.. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Ama&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Duygusal ihtiya&amp;ccedil;larını yok sayamazdı buna rağmen..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;i&gt;Ge&amp;ccedil;mis değil bug&amp;uuml;n gibi&lt;br /&gt; Yaşıyorum hala seni&lt;br /&gt; Sen hep benim yanımdasın&lt;br /&gt; G&amp;uuml;nd&amp;uuml;z&amp;uuml;mde gecemdesin&lt;br /&gt; &amp;Ccedil;alınmasın s&amp;ouml;ylenmesin&lt;br /&gt; Sen benim şarkılarımsın&lt;/i&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Az sonra iki u&amp;ccedil;ak kavuşacaktı birbirine nerdeyse. Birbirine doğru gelen iki sevgili gibi. İvedi, soluksuz.. Neyse ki birbirlerinin yanından ge&amp;ccedil;ip gittiler aynı hızla... Kavuşsalar felaket olurdu.. Bazen ger&amp;ccedil;ekte de b&amp;ouml;yle oluyordu ya..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;i&gt;Sanki hi&amp;ccedil; gitmemiş hep var gibi&lt;br /&gt; Bir sırrı herkesten saklar gibi&lt;br /&gt; Sessizce sokulup ağlar gibi yanımdasın&lt;br /&gt; Beni birşeylerden aklar gibi&lt;br /&gt; Koparmadan &amp;ccedil;i&amp;ccedil;ek koklar gibi&lt;br /&gt; Hi&amp;ccedil; bozulmamış yasaklar gibi yanımdasın&lt;/i&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Yarasa kanadını &amp;ccedil;ırpmasa denize d&amp;uuml;şerdi... Ve balıklar o yarasayı yerdi..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Oturup dertleştiği deniz kıyısından poposunun tozunu silkeleyerek ayrıldı. Alkol gibi kokuyordu sanki deniz..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;i&gt;Ge&amp;ccedil;mis değil bug&amp;uuml;n.. ( &lt;a href=&quot;http://petitbeurre.blogcu.com/bir-kadin-2_20945341.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Jul 2008 14:13:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir kadın..</title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/bir-kadin_7601591.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/bir-kadin_7601591.html</guid> 
            <description>
Eline aldığı incecik kalemle büyük bir başlık attı sayfanın tam ortasına..&lt;br&gt;
Belki de kendi tarihini sorgulayacaktı, kendine mektup, kendini teselli.. Kim bilir?&lt;br&gt;
Amaçsızca bir başlık attı ve az önceki düşüncelerinden alakasız bir şekilde yazmaya başladı:&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&lt;i&gt;Simsiyah saçları,&lt;br&gt;
Ensesine dökülmüştü,&lt;br&gt;
Şakaklarına ne olmuştu ama?&lt;br&gt;
Aslında saçları da seyrelmiş görmeyeli..&lt;br&gt;
Peki bu gözlerindeki yorgunluk?&lt;br&gt;
Kaç tane beden kayıp gitti ellerinden?&lt;br&gt;
Oturduğun semtten manzaraya bakarak,&lt;br&gt;
Kaç kadını düşündün?&lt;br&gt;
Kaç kadından sonra kaç sigara?&lt;br&gt;
Kaç damla gözyaşı akıttın anılarının kirlenmişliğine?&lt;br&gt;
Arınabildin mi adam?&lt;br&gt;
Kimin adı iz bıraktı dudaklarında?&lt;br&gt;
Kimin kokusunu çektin deniz kokusu gibi?&lt;br&gt;
&lt;b&gt;Hepsini boşver!&lt;/b&gt;&lt;br&gt;
Kendine baktığında, kendini gördün mü hiç?&lt;br&gt;
Buz gibi duvara sırtını verip,&lt;br&gt;
Aslında kendini sevmediğini&lt;br&gt;
Düşündün mü hiç?&lt;br&gt;
Zeytin gözlerini?&lt;br&gt;
İnce boynunu?&lt;br&gt;
Ve ezbere yaşadığın izbe hayatını?&lt;br&gt;
Hepsini boşver!&lt;br&gt;
&lt;b&gt;Kendinden ne istedin be adam?&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
...&lt;br&gt;
Onun için son yazdığı yazı aslında yarıda kalmıştı..&lt;br&gt;
Ve sadece acıdı O'na..&lt;br&gt;
'Ama gözleri güzeldi' diye fısıldadı..&lt;br&gt;
'Ama...'&lt;br&gt;
Hayatta daha güzel şeyler vardı, bunu biliyordu..&lt;br&gt;
Ve,&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&lt;b&gt;Bir kadın uyudu....&lt;/b&gt;
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://petitbeurre.blogcu.com/bir-kadin_7601591.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 04 Feb 2008 21:12:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>sis</title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/sis_7018021.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/sis_7018021.html</guid> 
            <description>
Penceren aydınlanır belki bir gece,&lt;br&gt;Beyaz boyunlu ince bir kadın geçer rüyalarından,&lt;br&gt;Gerer ince boynunu sana da ,ölesim gelir..&lt;br&gt;&lt;br&gt;Parmaklarından yayılır zehri ,damarlarının en işlek olduğu yerlere &lt;br&gt;Beyaz boynunu ayırasım gelir o vakit , giyotinle..&lt;br&gt;&lt;br&gt;Penceren aydınlanır belki bir gece,&lt;br&gt;&lt;br&gt;Tül perde gibi sımsıkı çekilmiş sisi aralayamam,&lt;br&gt;Ellerim sisli ,&lt;br&gt;Gelip alamam seni..&lt;br&gt;&lt;br&gt;Dün yıkanmış çarşafların kokusu siner benliğine,</description>
            <pubDate>Mon, 28 Jan 2008 21:25:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zeytin</title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/zeytin_4429941.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/zeytin_4429941.html</guid> 
            <description>
Bir gün tutup götürmeliyim seni ellerinden ,&lt;br&gt;Bir deniz köpüğüne harcamalıyım hayatını,&lt;br&gt;Sebep sormamalısın bana o zaman ,&lt;br&gt;Ufak bir köyde kahvaltı yaparız belki,&lt;br&gt;Sonra zeytin-ekmek kokuları eşliğinde sohbetinle beni mutlu edersin&lt;br&gt;Zeytin mi yeşil gözlerin mi yeşil diye düşünürüm ben gene sana bakarken..&lt;br&gt;Sana bakarken,&lt;br&gt;Gözlerinle sevişirim de farkına varmazsın..&lt;br&gt;Farketmezsin tabii.&lt;br&gt;Seni ne kadar sevdiğimi sen nerden bileceksin?&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sonra,</description>
            <pubDate>Wed, 24 Oct 2007 16:27:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>gökkuşağı</title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/gokkusagi_4369294.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/gokkusagi_4369294.html</guid> 
            <description>
Bedenimi koltuğa emanet ettim..&amp;nbsp; Yağmurun vermiş olduğu yorgunluğu sinir uçlarımda hissederken, odayı berrak bir ışık demeti aydınlattı. Bir yerlerde gökkuşağı vardı , ama başımı kaldırıp bakacak halim yoktu. Onun yerine zihnimdeki bulanık renkleri sıraya koymaya çalışarak gökkuşağını düşündüm.. Renklerin bittiği&amp;nbsp; yere ise bir küp altın koydum , masal kitaplarından hatırladığım resimlerden..&lt;br&gt;&lt;br&gt; Gökyüzü keskin bir şekilde toprak kokarken ayaklarımı tutup ısıttım.. Havanın temizliği, akciğerlerini kanatıyordu insanın.. Bu sonsuz ferahlık bütün hücrelerimi yeniledi sanki..&lt;br&gt; Yıkılıp tekrar yenilenen bir şehir gibi...&lt;br&gt; Ama bu şehirdeki tarihi kalıntılar da bir sanat eseri sayılırdı.. Kendi kalemin yasemin kokan burçlarından anılarımın manzarasını izledim bir süre.. Bir çay daha koydum sonra.. Kokusu toprak kokusuyla karışsın diyerek...&lt;br&gt;&lt;br&gt; Dua etmek istedim; bildiğim tüm duaları unuttuğumu unutarak.. Şükretmekle yetindim en sonunda..&lt;br&gt;&lt;br&gt; Çay kokusu avuçlarıma sinerken ,penceremin önündeki ucube mahalleyi bile sevdim...</description>
            <pubDate>Sun, 14 Oct 2007 15:15:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Gecekondu..</title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/gecekondu_4340817.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/gecekondu_4340817.html</guid> 
            <description>
 Gecekondular gibiyim, &lt;br&gt;&lt;br&gt; Dökülen duvarlarım, beyaza boyanıp masumlaştırılmış,&lt;br&gt; Boya kokuyordum efil efil rüzgarın kucağında..&lt;br&gt;&lt;br&gt; Kapılarım kırılmış, karabetonumun üzerinde soluk bir halı, çocuklar ayakkabılarıyla basmış,&lt;br&gt; Bahçemde kel kel edilmiş sapı kalmış akşam sefaları, kasımpatılar, yaseminler..&lt;br&gt;&lt;br&gt; Gökyüzüyle sarmaş dolaş bir çatım vardı, her gece yıldızlarla öpüştüğüm..&lt;br&gt; Ayın kızıllığı keskince sızdı&amp;nbsp; çamın iğne yapraklarının arasından mahrem öpüşmelerimizin üzerine her gece..&lt;br&gt;&lt;br&gt; Komşum olan arka sokaktaki evler bile,&lt;br&gt;  Düşman oldular her gece bana...&lt;br&gt;  Işığı titriyordu her birinin,&lt;br&gt;  Kucağımdaki yıldızlar kadar parlayamayan..&lt;br&gt;&lt;br&gt; Beyaz duvarlarım vardı..&lt;br&gt; Yolların nereye gittiğini,&lt;br&gt;  Günlerin nereye aktığını bile bilmiyordum..&lt;br&gt; Masum uyuyuşlarımın, masum terkedilişlerimin üzerine yağmurlar yağdı sonra..&lt;br&gt; Beyazlarım aktı gitti..&lt;br&gt; Soldum..&lt;br&gt; Yıldızlar bile öpmedi..&lt;br&gt; Çocuklar..&lt;br&gt; Eşikten bakıp bakıp gittiler onlar bile ...&lt;br&gt; Yalnızlık damarlarıma zerk edildi, damarlarım bile yokken..&lt;br&gt; Kuvars kadar parlaktılar gökyüzünde umarsız sallanırken,&lt;br&gt; Yıldızlar..&lt;br&gt; Tek tek kayarken turuncu ufkun pürüzsüzlüğünden,&lt;br&gt; Umarsızca..&lt;br&gt; Görmedi bile yalnızlıktan enkaz olan eski sevgilisi ona el sallarken..      &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  
.. ( &lt;a href=&quot;http://petitbeurre.blogcu.com/gecekondu_4340817.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 09 Oct 2007 04:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>L'alize</title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/l-alize_4243709.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/l-alize_4243709.html</guid> 
            <description>
 Deniz kokusunun kaldırımları bile sarhoş ettiği yollarda yürüyorum bu gün.&amp;nbsp; Ve bana uzak olan bir çok şeyi özlüyorum. Beni terkeden- terketmeyen.. Gözlerimi kapattığımda çok eski bir tarihte saçlarımı savuran Alize rüzgarı deniz kokusunu karıştırmıştı ruhuma. Melankolimin sebebi deniz kokusu oldu sonra.. Ya da melankolime sebep aradım kendimi bildim bileli.. &lt;br&gt; Özlem ya da Alize rüzgarı olsundu bu sefer sebebi.. Bir şey değişmezdi ki..&lt;br&gt;Başım dönerken...&lt;br&gt; ben .... sen...&lt;br&gt; Bu sefer Alize rüzgarı değil. Bedenimi sallayan başka bir rüzgar.. Sarılacak bir hırkam bile yok galiba kendi kollarımdan başka..&lt;br&gt;&lt;br&gt; Kendimin gölgesi, yürüyor... Çizgi filmlerden çalıntı hayatını yaşatıyor kendime aklı sıra... Kendine olan ahmakça serzenişlerinden soyutlamak uğruna..&amp;nbsp; Pembe sabahlara uyanmak istiyor artık kabus temalı rüyalarından..&lt;br&gt;</description>
            <pubDate>Sun, 23 Sep 2007 01:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>temassızlık..</title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/temassizlik_4218472.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/temassizlik_4218472.html</guid> 
            <description>
Yine yorgunluğumun verdiği bahaneyle tembel fikirlerin arkasına saklandığım bir gün. Gazetedeki yazıların sonunu tahmin edebiliyorum gene de.. Ama her gün ne yazsın onlar da.. Aynı devran dönüp gider..&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bir fotoğraf sergisi çekiyor beni kendine... Fotoğrafların&amp;nbsp; teması bile aynı geliyor. Sanki hepsini daha önce gördüm bir yerlerde.. &lt;br&gt;Burda genç bir kızın güzel gözleri, burda balon, burda sahil.. &lt;br&gt;&lt;br&gt;İşten gelmiş yorgun insanlar... Büyük bir açgözlülükle koltukları&amp;nbsp; kapışmaya çalışıyorlar.. Ve bir çoğunun elinde içinde ne olduğunu hiç bilemeyeceğim ağır çantalar..&amp;nbsp; Yanında oturan kişi hakkında fikir edinmeye çalışmalar.. Çaktırmadan ne okuduğuna bakmalar.. Karşı cins ise temas etmekten kaçınmalar.. Önde oturan sevgililere bakıp bazen iç geçirmek , sonra sormak kendi kendine: İnsan nasıl sevgili olur birbiriyle? Onu nasıl seveceğini nasıl bilebilirsin? Zordur bu konular , beni de aşmıştır hep deyip kolaya kaçarım gene... Show yapan martıları seyrederim ben de. Nedir yani? &lt;br&gt;&lt;br&gt;Dünyada çocukların gözleri kadar güzel bir şey yok.. Kesinlikle yok.. &lt;br&gt;Saatlerce o masumiyeti seyretmek isterim.. Yüzlerindeki kibar hatlar, gözlerindeki o duruluk çocukları ne kadar kutsal yapar aslında.. Bu dünyada kirlenmeyi haketmeyecek kadar güzeller.. Ama hayat işte..&lt;br&gt;Biz de çocuktuk .. Galiba..(?)&lt;br&gt;Terliklerimi saklamıştım. Bulamamıştım sonra.. Hala merak ederim, nerde?&lt;br&gt;Ne ise,&lt;br&gt;Temas etmeden geldik. Çok mesudum :)&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;&lt;/p&gt; 
.. ( &lt;a href=&quot;http://petitbeurre.blogcu.com/temassizlik_4218472.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 19 Sep 2007 22:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title></title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/4108834.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/4108834.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/petitbeurre_ABIGAIL_PINK.jpg&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/petitbeurre_ABIGAIL_PINK.jpg&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://petitbeurre.blogcu.com/4108834.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 06 Sep 2007 16:47:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Pembe günler... Pembe Geceler..</title>
            <link>http://petitbeurre.blogcu.com/pembe-gunler-pembe-geceler_4108334.html</link>
            <guid>http://petitbeurre.blogcu.com/pembe-gunler-pembe-geceler_4108334.html</guid> 
            <description>
   Rüyaların pembeye boyadığı bir güne uyandım. Aklıma gene o hikaye geldi sevgili blog,&lt;br&gt;Bakkal amcanın ekmeği sardığı gazetede okumuştum o hikayeyi aklımda kaldığı kadar şu idi:&lt;br&gt;Bir gün çok , çok yaşlı bir dedeye sormuşlar:&lt;br&gt;-Bu kadar uzun ve sağlıklı bir yaşamınızın olmasını neye borçlusunuz?, diye.&lt;br&gt;-Her sabah erkenden uyandığımda perdemi aralayıp dışarı bakıyorum , soruyorum kendime: ' Bu günü nasıl geçirmek istiyorsun? Mutlu,güleç bir şekilde mi?- Yoksa mutsuz ve suratı asık bi şekilde mi?' diye. Ve ben her gün mutlu olmayı seçiyorum, demiş..&lt;br&gt;İşte ben de bu hikayedeki gibi mutlu olmayı seçtim bu gün.. Saçlarımı bir değişik taradım , dudağıma vişne rengi bir ruj sürdüm hafiften. &lt;br&gt;Sonrasında yan komşumuzun 'Oo pek neşelisin bu gün , hayrola?' dediğini duyacaktım..Bilerek geç çıktım bir iki dakika.. Otobüse yetişmek için koşayım istedim:) Şoför amca çok şeker biriydi. Otobüse binen herkese ' Günaydın efendim' diyecek kadar da kibar..:)&lt;br&gt;Ben de karşılık verdim tabii ki.. Böyle insanları günlük hayatta görmek büyük bir şans ve mutluluktu..Otobüsün arka koltuklarından birine attım kendimi nefes nefese..  Hala arkasında ne olduğunu merak ettiğim  dağlara bakarken güzel bir zenci kulağıma R&amp;amp;B şarkılar söylüyordu...Tıss.. Geldik son durağa.. Bu ses ve geriye doğru hafif sendeleyişler geldiğimin habercisi. Yıllardır aynı durak ve aynı ses..&lt;br&gt;Gazetecilerin önünden geçerken herkes çaktırmadan manşetlere bakıyordu. Tarih yine tekerrür ediyordu. Değişen tek şey bakış açılarımızdı olaylara ve hayata.. Yine gazetenin üçüncü sayfalarında aşk cinayetleri vardı - ilk sayfalarında siyaset- son sayfalarındaysa spor galibiyetleri- mağlubiyetleri..&lt;br&gt;Ama az ilerdeki güvercineneydi bunlardan..:) Bu kadar mutlu bir güvercin görmemiştim.. Tanrı beni gülümsetmek istemişti bu gün.. Güvercin küçük bir süs havuzunda, fışkıran suyun yaptığı şelale e.. ( &lt;a href=&quot;http://petitbeurre.blogcu.com/pembe-gunler-pembe-geceler_4108334.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 06 Sep 2007 15:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://petitbeurre.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>