« Önceki | Sonraki »

14/10/2007

gökkuşağı

Bedenimi koltuğa emanet ettim..  Yağmurun vermiş olduğu yorgunluğu sinir uçlarımda hissederken, odayı berrak bir ışık demeti aydınlattı. Bir yerlerde gökkuşağı vardı , ama başımı kaldırıp bakacak halim yoktu. Onun yerine zihnimdeki bulanık renkleri sıraya koymaya çalışarak gökkuşağını düşündüm.. Renklerin bittiği  yere ise bir küp altın koydum , masal kitaplarından hatırladığım resimlerden..

Gökyüzü keskin bir şekilde toprak kokarken ayaklarımı tutup ısıttım.. Havanın temizliği, akciğerlerini kanatıyordu insanın.. Bu sonsuz ferahlık bütün hücrelerimi yeniledi sanki..
Yıkılıp tekrar yenilenen bir şehir gibi...
Ama bu şehirdeki tarihi kalıntılar da bir sanat eseri sayılırdı.. Kendi kalemin yasemin kokan burçlarından anılarımın manzarasını izledim bir süre.. Bir çay daha koydum sonra.. Kokusu toprak kokusuyla karışsın diyerek...

Dua etmek istedim; bildiğim tüm duaları unuttuğumu unutarak.. Şükretmekle yetindim en sonunda..

Çay kokusu avuçlarıma sinerken ,penceremin önündeki ucube mahalleyi bile sevdim...
Yaşlanmış, ama gençliğinde çok güzel bir kadınmış gibi acınası duruyordu çünki tam önümde..

Penceremi kapattım yaşlı ucubenin suratına..

En sonunda..
Ağlaya ağlaya sızmış biri gibi sustu gökyüzü. Ben de sustum, bulunduğum manzara karanlıkta silinirken..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Kategorilerim

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı